Dalyan, deniz kenarında değil, ama hem denizi, hem de gölleri var...
Türkiye'nin en eski yerleşim yerlerinden Kaunos Antik Kenti burada...
Kayalara oyulan kral mezarlarının en görkemlileri de Dalyan'da...
Dalyan'ın her tarafından şifalı kaplıca suları fışkırıyor.
Padişahlara bile hizmet etmiş Sultaniye Kaplıcaları da Dalyan'ın hemen dibinde...
Dustin Hoffman, Sting gibi ünlüleri de konuk eden çamur banyoları da Dalyan'da...
Labirenti andıran kanallarda doyumsuz tekne gezileri de, doğayla baş başa koylarda deniz keyfi de Dalyan'da...
Balık sever misiniz? Levreğin, çipuranın, mavrinin, mırmırın hatta kefalin en lezzetlisini Dalyan'da yersiniz...
Dünya'nın ilgisini çeken caretta-caretta kaplumbağaları da Nisan'dan Eylül'e kadar Dalyan'ın konuğu olur...
Nil kaplumbağaları ise sürekli Dalyan kanallarında yaşar...
Kuş gözlemcisi misiniz? Dalyan deltası tam aradığınız yer...
Soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan pek çok kuşu burada görebilirsiniz...

Az Kimsenin Bildiği Bir Yer : Köyceğiz Gölü ile Akdeniz'i birleştiren ana kanal üzerinde bulunan Dalyan, tam bir doğa harikası. 5 bin yıllık tarihine rağmen, bozulmamış olarak sizi bekliyor. Pek çok ünlü turizm merkezine yakın olmasına rağmen, Dalyan'ın nasıl bozulmadan bugünlere gelebildiğini merak edebilirsiniz. Bunun nedeni, ana yoldan 12 kilometre içeride bulunması. Bu yüzden "Gizli Cennet" olarak günümüze kadar doğal haliyle kalmayı başardı. Dalyan, Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı bir belde. Nüfusu 5 bin dolayında. Çok sayıda yabancı uyruklu da burada yaşıyor. Adından da anlaşılacağı gibi geçmişte Dalyan'ın en önemli geliri balıktı. Pamukçuluk ise ikinci sırada yer alıyordu. Bugün ise turizm ön sıraya geçti. Çok sayıda konaklama tesisi yapıldı. Ancak, tesislerin çoğunluğu küçük aile işletmesi. Şu anda toplam 10 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip.

Ulaşılması Kolay
Uçakla :
Dalaman Havalimanı Dalyan'a sadece 25 kilometre uzaklıktadır. THY, İstanbul ve Ankara'dan Dalaman'a her gün uçmaktadır. Buradan 20-25 dakikalık bir yolculukla Dalyan'a ulaşılır. Yaz aylarında Atlasjet ve Onurair'in de Dalaman'a seferleri vardır.
Otomobille : Özel aracıyla gelenler, Dalyan'a Fethiye, ya da Muğla veya Marmaris yönünden ulaşabilir. Fethiye yönünden gelenler Ortaca üzerinden kolayca Dalyan'a gelebilirler. Muğla ve Marmaris yönünden geleceklere uyarı: Köyceğiz'i geçtikten sonra Yuvarlakçay Köprüsü'nün hemen sonunda sağa bir yol ayrılıyor. Burada yanıltıcı bir "DALYAN" levhası var. Bu yola girmeyin. Bozuk ve çok virajlı. Ana yoldan Ortaca'ya ulaşın ve Dalyan'a yönelin. Ortaca-Dalyan arası 11 kilometredir.
Otobüsle : Otobüsle önce Ortaca'ya gelmek gerekiyor. Kamil Koç, Pamukkale, Aydın ve Metro seyahat firmaları, Ortaca'ya sefer yapıyor. Otobüsle ortalama İstanbul'dan 13, Ankara'dan 9, İzmir'den 4-5 saatte Ortaca'ya ulaşılıyor. İndiğiniz yerden 15 dakikada bir Dalyan'a minibüs ve belediye otobüsü hareket ediyor. Dalyan'a yolculuk 15 dakika kadar sürüyor. Minibüs şoförlerine az bir ek ücret ödediğinizde, sizi kalacağınız yerin kapısına kadar götürüyorlar. İstanbul'dan geleceklere uyarı: İstanbul'dan Ortaca'ya gelirken İzmir üzerinden gelen otobüsleri tercih edin. Kütahya üzerinden yol daha uzun sürüyor. Bir uyarı daha : Turizmin yoğun olduğu dönemlerde bilet bulma sıkıntısı yaşanıyor. Otobüs firmalarının Ortaca yazıhanelerini önceden arayarak dönüş biletinizi ayırtabilirsiniz.

Meltem Rahatlığı : Ege'yle Akdeniz'in kucaklaştığı bu bölgenin iklimi tipik Akdeniz ikliminden farklılık gösterir. Kışlar ılık ve yağışlıdır. Ama yazlar diğer Akdeniz yöreleri gibi bunaltıcı, insanı vıcık vıcık ter içinde bırakacak gibi rutubetli değildir. Bunun nedeni, yılda birkaç gün hariç, her gün düzenli denizden esen meltemdir. Dalyan'da Nisandan Kasım ayı ortalarına kadar denize girilebilir.

Rüya gibi bir Yolculuk : Lütfen arkanıza yaslanın ve bu sayfayı öyle okuyun. Sizi Dalyan'da küçük bir tekne gezisine çıkartacağız... Örneğin, bugün Dalyan'dasınız ve dolmuş tekne ile İztuzu Plajı'na gitmeye karar verdiniz. Acele etmenize gerek yok...Plajda yiyecek içecek satılıyor ama isterseniz tekneye binmeden alışverişinizi yapabilirsiniz. Kooperatifin dolmuş tekneleri, sırada... Sizi bekliyor... Niçin acele etmeyin dediğimizi anladınız mı? Tekneler doldukça kalkıyor... Hareketten sonra lütfen sağınıza bakar mısınız? Kral mezarları nasıl muhteşem görünüyor değil mi? Siz de fotoğraf çekin isterseniz. Dönüşte güneş ters tarafta olacak...Fotoğraf çekmek için de sabırsız olmayın. Biraz ileriden mezarlar daha güzel görünecek. Sağlı-sollu restoranları görüyor musunuz? Daha şimdiden akşam yiyeceğiniz taze balığı düşünebilirsiniz. Küçük tekne yapım ve onarım yerlerinde çalışanları size el sallıyorlar? Siz de sallayabilirsiniz. Soldaki yeni yapılan tekne bir-kaç ayı bulmaz suya indirilir. Sağ kıyıya yanaşan tekneden inenler nereye mi gidiyor? Kaunos'u gezecekler. Başınızı kaldırırsanız Kaunos'un kalıntılarını buradan da görebilirsiniz. Sağdaki bina Dalko. Taze balığınız büyük bir ihtimalle oradan alınacak. Şimdi önünüze bakın. Nasıl ! Doğayla başbaşasınız değil mi? Durun daha bir şey görmediniz. Şu anda daha bir nehirde gidiyor gibisiniz. Denizden esen meltemi hissediyor musunuz? Bu meltem Ağustos ayında bile insanın bunalmasını önler. İlerdeki dev sazlıkların orada delta başlıyor. Yeniden sağ tarafınıza bakınız. Kaunos'un çok eski şehir surlarını görebilirsiniz. Dalyan'ın kapısına yaklaşıyorsunuz. Görevliler kapıyı açıyor, tekneniz ilerliyor. Bu kapı içeri giren balıkların dışarı kaçmasını önlemek için yapılmış. Artık tamamen deltadasınız. Böyle bir güzelliği daha önce yaşadınız mı? Tekne zaman zaman sazlara sürtünerek geçiyor. Önünüze dikkatle bakın! Teknenin hangi yöne döneceğini bilebilecek misiniz bakalım? Yanıldınız mı? Bilmeyen herkes yanılıyor. Labirent gibi bu su yollarında, sadece çok iyi bilen Dalyanlı kaptanlar doğru yolu bulabilir...Yanlış yöne giderseniz, kaybolursunuz. Sazlara konmuş uzun gagalı rengarenk kuşun adını biliyor musunuz? Aniden suya dalıp balık yakalayan bu kuş, Yalı Çapkını. Dünyanın pek çok yerinden gözlemciler, bu tür nadir kuşlar için geliyor Dalyan'a... Sudan sıçrayan balıkları görüyor musunuz? Sizin için gösteri yapıyorlar sanki... Artık yolculuğun sonuna yaklaştınız...Karşıda gördüğünüz teknelerin bağlı olduğu zakkumlu kumsal İztuzu Plajı. "Keşke yolculuk bitmeseydi" diye içinizden geçiriyor olabilirsiniz. Ama İztuzu da bir başka güzellik. İster tatlı suda, isterseniz Akdeniz'in tuzlu suyunda yüzün. Aman fazla yanmamaya bakın.Hangi mevsimde olursa olsun Akdeniz'in güneşi güçlü oluyor...

Size iyi eğlenceler...

Eşsiz Güzellik
Dalyan'da denize girilecek çok yer var. Ancak biz size bu sayfada doğa harikası olan İztuzu Kumsalı'nı tanıtmaya çalışacağız. Bir tarafı tatlı su, diğeri Akdeniz olan bu kumsalın bir benzerinin olmadığı söyleniyor. Kumsal Radar Tepesi'nin eteklerinden başlayıp, Delikada önüne kadar uzanıyor. Dalyanağzı denen bu bölgede, med-cezire bağlı olarak bazen deniz suyu deltaya, bazen de tatlı su Akdeniz'e akar. Suyun akma hızına ve yönüne bağlı olarak Dalyanağzı bölümündeki kumlar sürekli şekil değiştirir. Dalyanağzı'nda kumların hareketi ile derinlik sürekli değiştiği için büyük tekneler deltaya giremez. Marmaris'ten yolcu getiren büyük tekneler, Delikada önünde demirleyerek, yolcularını Dalyanlı teknelere verirler. Kumsalın uzunluğu kumların hareketi ile farklılık gösterir ama ortalama 6 kilometredir. Burada kumlar, altın rengi ve inceciktir.(Belki de carettalar yumurtlamak için bu nedenle burayı tercih ediyor) Deniz ise kristal berraklığındadır. Kaplumbağaların yumurtlama döneminde kumsalda gece kalınması yasak. Ayrıca yumurtalara zarar verilmemesi için kumsala köpek gibi hayvanları getirilmesine ve işaretli yerlere şemsiye saplanması, çukur kazılması da yasak. İztuzu Plajı'na 2 şekilde gidiliyor. Birincisi, Dalyan rıhtımından kalkan kooperatifin dolmuş tekneleri. Tekneler, konuklarını Dalyanağzı Plajı'na taşıyor. Sazlıklar arasındaki kanallardan yolculuk 30-40 dakika sürüyor, ama insanı hiç sıkmıyor. Aksine, "keşke bitmeseydi"

85 Milyon Yıldır Dünyadalar
85 milyon yıldır dünyada oldukları tahmin edilen Caretta-Carettaların boyları 1,5 metreyi, ağırlıkları 150 kiloyu bulabiliyor. Bu sevimli hayvanlar, tüm dünya denizlerini dolaşıyorlar. ODTÜ'nün çalışmaları sırasında markalanan bir dişinin Meksika Körfezi'nde balıkçı ağlarına takılarak yaşamını yitirdiği haberi Dalyan'a kadar geldi. Bu sevimli canlılar, genellikle yosun ve balık yiyerek besleniyorlar. Normalde 2-3 yılda bir yumurta yapıyorlar. Yumurtlama öncesi, Mart ve Nisan aylarında erkek ve dişiler topluca Dalyan Deltası'na giriyorlar. Balığın ve diğer besin kaynaklarının bol olduğu deltada özellikle Alagöl kesimini seçen Carerttalar, saatler süren sevişmelerle çiftleşiyorlar. Bir dişi kaplumbağa, bir seferde 100-170 arası yumurta bırakıyor. İşin ilginç yanı, ergin dişiler, oritasyon adı verilen bir içgüdüyle yumurtalarını sadece kendilerinin dünyaya geldiği kumsala bırakıyorlar. Bu nedenle Dalyan'ın İztuzu Kumsalı Caretta Carettaların nesillerini sürdürebilmeleri açısından çok önemli. Nesilleri tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan bu cana yakın yaratıklar, aslında Türkiye'nin tüm Akdeniz sahillerinde yumurtluyor. Ancak, Dalyan dışındaki tüm alanlarda yumurtlayanların sayısı her geçen yıl azalırken, Dalyan'da artıyor. Dalyan'ın İztuzu kumsalında bir yılda 300 dolayında ocak (yumurtaların bırakıldığı çukur) belirlendi. Belki de bir kaç 10 yıl sonra Dünyada görülecek Caretta Carettaların tamamı Dalyan'da dünyaya gelmiş olacak. Biraz da yumurtlamalarını anlatalım. Genellikle hava karardıktan hemen sonra kumsala çıkan ana kaplumbağa, arka ayaklarını kullanarak genellikle birden fazla çukur açıyor. (Yumurtaların hangi çukurda olduğunun belli olmaması için, belki de nem oranını kontrol ederek en uygun yeri seçiyor) Yumurtlama süresi saatlerce sürüyor ve bu sırada anne kaplumbağa çok zorlandığı için sürekli gözyaşı döküyor. Bırakılan bu yumurtaların pek çok doğal düşmanı var. En önemlileri tilki, sansar ve çakallardır. Bu hayvanlar, koklayarak buldukları bu değerli yumurtaları yiyorlar. Yumurtadan çıkmayı başarabilen yavruların bazıları ise denize ulaşamadan yolunu şaşırıp kuruyarak ölüyor. Denize ulaşabilenlerin büyük bölümü de yengeçlere, kuşlara ve balıklara yem oluyor. Uzmanlar, her yüz yumurtadan 1-2'sinin yaşamasının bu hayvanın neslini sürdürmesine yeteceğini söylüyorlar. Bu hayvanları soyunun neden tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını merak edebilirsiniz. Bunun başlıca nedeni, etini Fransız, İtalyan ve Uzak Doğu ülkelerinde yaşayanların yemesi. Her yıl çok sayıda deniz kaplumbağası da balıkçı ağlarına takılarak yaşamını yitiriyor. Çağımızın en büyük tehlikesi ise zehirli atıklar ve yumurtladıkları kumsalların beton yığınları ile onlara kapatılması.

Nil Kaplumbağaları
İztuzu Kumsalı'na Caretta Carettaların dışında Celonia Mydas türü deniz kaplumbağaları da yumurta bırakıyor. Köyceğiz Gölü ile Dalyan Deltası'nda 12 ay boyunca görülen kaplumbağalar ise Caretta-Carettalarla karıştırılıyor. Bunların erişkinlerinin boyu da 1 metreye yaklaşıyor. Ayakları tırnaklı olan bu hayvanlar Nil Kaplumbağalarıdır.

Kral Kaya Mezarları
Tarihin muhteşem abideleri kral mezarları, Caretta-Caretta deniz kaplumbağalarıyla birlikte Dalyan'ın simgesi haline gelmiştir. Aslında Dalyan ve yakın çevresinde kayalara oyulmuş onlarca kral mezarı vardır. Ancak bunların en bilinenleri, Dalyan Beldesi'ne tam karşıdaki yamaçtan bakanlardır. Bunlardan sol grupta yer alan kaya mezarlarına çıkılabilmektedir. Kaunos kazılarını yöneten Prof. Cengiz Işık, doğa şartlarının tahrip etmesi sonucu, mezarlardan birinin bir kolonunun son 10 yıl içinde yok olduğunu açıklamıştır. Hiç bir kaya mezarında doğa ve insan tahriplerine karşı tedbir alınmamıştır. Tahribi önlemek için 5 yıl önce bunlara girilmesi yasaklanmıştı. Ancak 2003 yılında para karşılığı gezilmelerine yeniden izin verildi. Kaunosa yakın bölgedeki çok sayıdaki küçük kaya mezarları ise kaderine terkedilmiş durumda. Yine kaderine terkedilmiş çok güzel 2 kaya mezarı da Dalyan'ın Marmarlı Mahallesi'nde bulunmaktadır. Sulungur Gölü yakınında Plaj yolunun hemen sağında bulunan kaya mezarı ise önü ağaçlarla kapandığı için bugün görülememektedir. Biz size gezdiğimiz bir kralmezarını anlatalım: Sütunların arkasındaki kapıdan 6 metrekarelik bir odaya giriliyor. Bizim gezdiğimiz odada 3 mezar yeri vardı. Ayrıca odanın çevresi de dağın içinde tünel gibi açılmış. Yani odanın dışından da dağın içinde dolaşabiliyorsunuz. Kaya o kadar sert ki, binlerce yıldır doğanın tahribatından çok etkilenmemiş, ama o dönemin insanları tarafından elle oyulabilmiş.

Tarih Boyunca Soyulmuş
Kaunos'ta kazı ve onarım çalışmaları 1966 yılında Prof. Baki Öğün yönetiminde başladı. Öğün'ün emekli olmasından sonra kazıları yöneten Prof. Cengiz Işık, 2001'de Kaunos'la ilgili bir kitap yayınladı. Bu kitap, arkeolojiye ilgi duyanların beğenebileceği, sade vatandaşın ise pek anlayamayacağı arkeolojik terimlerle dolu. Kaunos'un binlerce yıllık tarihinin tamamen gün yüzüne çıkartılmasının mümkün olmadığını belirten Prof. Işık, "Burası tarih boyunca soyulmuş. Ayrıca kentin kurulduğu yamacın topografik yapısı da buna müsait değil" diyor. Gerçekten de kentin bir bölümü sular altında bulunuyor. Prof. Işık, 2003 yılında yaptığı açıklamada ise bundan böyle kazı çalışması yapmayacaklarını söyledi. Prof. Işık, gün ışığına çıkartılmayı bekleyen diğer eserleri gelecek nesillere bırakacaklarını, bundan böyle çıkartılmış eserleri ayağa kaldırarak, ziyaretçilere binlerce yıl öncenin Kaunos'unda gezme imkanı sağlamaya çalışacaklarını açıkladı. Prof. Işık'ın verdiği bilgiye göre, buradan çıkartılan eserlerden pek çoğu çeşitli yerlere dağıtılmış durumda. Bir aslan heykeli Köyceğiz Parkı'nda. Altın buluntular Ankara Müzesi'ne gönderilmiş. Son 10-15 yılda bulunanlar Fethiye, daha önce çıkanlar ise Bodrum müzelerindeymiş. Bazı eserler ise Kaunos'ta arkeologlar evi olarak bilinen binada muhafaza ediliyor. Dalyan'a geldiğinizde Kaunos Antik Kanti'ni gezebilirsiniz, ama buradan çıkan çok değerli eserleri göremezsiniz. Oysa, Dalyan'ın eski PTT binası resmi kayıtlarda "müze" olarak görünüyor, ama boş duruyor. Ünlü tarihçi Herodot eserinde, Kaunosluların Karyalılarla aynı dili konuşmakla birlikte, Girit Adası'ndan geldiklerini, kendi gelenek ve göreneklerini sürdürdüklerini yazar. Roma döneminde yaşayan Amasyalı coğrafyacı Strabon ise kitabında, Kaunos'un verimli bir ülke olduğunu, ancak yaz ve sonbahar mevsimlerinin çok sıcak olması nedeniyle havasını beğenmediğini yazar. Yazar, o dönemin inanışına bağlı kalarak bu bölgede iklimin kötü olmasının nedeni olarak meyve bolluğunu gösterir. Yine aynı yazarın anlatımına göre Kaunoslular, "hastalıklı, solgun yüzlü ve bir yaprak gibi kısa ömürlü" insanlardır. Bunun nedenin "sıtma" olduğu sanılıyor. Kaunos'un ünlü tarihçi ve coğrafyacıların dikkatini çekmesi, kentin o dönemlerde çok önemli bir yerleşim merkezi olduğunun kanıtı olarak gösterilir. Kaunos, kuruluşundan bu yana tuz, tuzlu balık ve incirleriyle tanınmıştır. Kaunos'un en parlak döneminin, kuruluşuyla M. Ö. 5. Yüzyıl arasında olduğu sanılıyor. Kaunos tarih boyunca çeşitli uygarlıklara sahne olduğu için kentte çok farklı yapı teknikleri görülür. Şehir surlarından da kentin o dönem ölçülerine göre çok büyük olduğu anlaşılır. Engebeli bir araziye kurulu antik kentte, görülebilecek başlıca yapılar şunlardır: Akropol (kale ve surlar), şehir surları, tiyatro, kilise, hamam, depo, çeşme, agora, stoa ve kent içi yolları, tapınaklar ve kutsal alan, liman ve mezarlık. Bunun yanı sıra günümüze ulaşamayan askeri liman, tersaneler, spor merkezi, konutlar gibi yapılar ile henüz çıkartılmamış toprak altındaki eserler de düşünüldüğünde, antik kentin ne derece büyük ve önemli bir yerleşim alanı olduğun anlaşılır. Kendi adına para bastıran Kaunos'un bir dönem bağımsız devlet olduğu, çevresindeki Pisilis (Sarıgerme'de), Sultaniye (Köyceğiz Gölü kenarında) ve çevredeki pek çok küçük antik kentin kendisine bağlı olduğu sanılıyor. Şimdiye kadarki kazılarda mimari eserlerin dışında çok sayıda heykel, heykel kaideleri, sikke, amfora, alınlık (diadem), süs eşyaları, vazolar, kandiller, figürler, çanak ve çömlekler bulunmuştur. Dalyan'ın hemen karşısında bulunan Kaunos'a 3 şekilde ulaşabilirsiniz. Kolay olanı, kral mezarlarının hizasından karşı kıyıya sandalla geçmek. Burada Dalyanlı hanımların sahibi olduğu sandallar bekliyor ve Dalyan Kanalı'nda karşıdan karşıya yolcu taşıyor. Bu yolu seçerseniz, karşıya geçtiğiniz yerde kral mezarlarını yakından görebilirsiniz. 10 dakikalık bir yürüyüş sizi Kaunos'un üst girişine götürür. İkinci yol, tekne ile arkeologlar evinin yanına gitmek. Buradan 5 dakikalık yürüyüşle yine üst girişe ulaşılır. Ücüncü yol ise tekne ile Dalyan Su Ürünleri Kooperatifinin dalyanının yanındaki Kaunos'un alt girişine gitmektir. Kaunos'ta gezebilecek yerleri gösteren panolar, ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz büfe, WC ve kafeterya bulunmaktadır. Gezmekten yorulursanız, antik tiyatronun basamakları arasında büyümüş asırlık zeytin ağaçlarının gölgesinde dinlenmenizi ve tarihi solumanızı öneririz.

Akropol (kale ve surlar): Kaunos'ta kale yüksek bir tepededir. Bu tepeden bütün antik kent, Dalyan, İztuzu Kumsalı, Dalyan ve Akdeniz arasında uzanan deltanın tamamı, tarlalar, bahçeler ve ormanlar görünür. Kalenin Doğu ve Güney yamaçları uçurumdur. Kaleye antik tiyatronun yanındaki patikadan çıkılır. Kaleyi kuşatan çift sıra surlar M. Ö. 5. Yüzyıl'da yapılmıştır. Surlarda bulunan kapılar, mazgal delikleri ve siperliklerin biçiminden kalenin Ortaçağ'da büyük bir onarım gördüğü anlaşılmaktadır.

Kilise (Büyük Kilise): Tiyatroya giden yolun sağında güzel bir kilise vardır. Araştırmacılar bu yörede iki kilise bulunduğunu öne sürmektedirler. Bu nedenle tiyatronun yanındaki kiliseye Büyük Kilise adı verilir. Kaunos'ta kilisenin varlığı, buranın Roma döneminde de önemini koruduğunu göstermektedir. Kilisenin 5. Yüzyıl'da, ya da daha sonraki dönemlerde yapıldığı sanılmaktadır. Bir giriş ve üç bölmeden oluşmaktadır. Giriş Batıda, kutsal yön Doğudadır. Kilisenin çevresinde bulunan mezarlar ve eski binalar temizlenerek kilisenin yapısı ortaya çıkartılmıştır.

Roma Hamamı: Anadolu'da bulunan Roma hamamları içerisinde en iyi durumda olan hamamlardan biridir. Hamamda soyunma yeri, soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve masaj yeri, ısınma sistemi ve havuz gibi bölümler onarılmaktadır. Hamamın en güzel ve etkileyici cephesi, bol pencereli olan Güney cephesidir. Bu pencereler, kente ve limana hakimdir.

Palestra (Spor Okulu): Kaunos'ta, hamamın doğusunda kiliseye kadar uzanan bir spor okulu vardı. Burada güreş yapıldığı ve diğer sporlarla ilgili eğitim verildiği sanılıyor. Geniş bir alanı kapsayan spor okulundan günümüze fazla bir şey kalmamıştır.

Tapınaklar ve Temenos (Kutsal Alan): Antik dönemde çok tanrılı dinler vardı. Bu dönemde yaşayan insanlar, Zeus, Aphrodite, Artemis, Apollon gibi tanrıça ve tanrılara inanırdı. Antik kentler, bu tanrıların arasından kendi kentleri için koruyucu tanrı ve tanrıçalar seçerlerdi. Kaunos'ta bulunan bir yazıtta Apollon, Posedion, Artemis ve Aphrodite adları geçmektedir. Herodot ise Kaunosluların yabancı tanrılara değil kendi tanrılarına taptıklarını yazmıştır. Arkeologlar Kaunos'da altı tapınak bulmuştur. Bu tapınakların dördü Roma, ikisi Helenistik döneme aittir.

Agora ve Stoa (Pazar yeri ve Revaklar): Antik çeşmeden batıya, ticaret limanına paralel uzanan bir yolun çevresinde ve sonunda, agora ve stoa bulunmuştur. Hellenistik döneme ait olan stoanın arkasındaki yamaçta kutsal tapınak alanı yer alır. M. Ö. 2. Yüzyıl'a aittir. 97 metre uzunluğunda olup zemini taş döşelidir. Çevresinde yazıtlar bulunmuştur.

Nympheum (Anıtsal Çeşme): Stoanın Doğusunda bulunan anıtsal çeşmenin, Roma İmparatoru Vespasian'ın da adının geçtiği yazıtında gümrükle ilgili kayıtlar yer alır. Dönemin ticari yaşamına ait bilgiler içermesi açısından yazıt son derce önemli yazılı bir belge niteliğindedir.

Depo (Ambar): Antik kentte tiyatrodan limana inen yol üzerinde, iki katlı fazla büyük olmayan bir yapıttır. Bir liman kenti olan Kaunos'un sahilinde de depo olarak kullanılan yapıların olduğu sanılmaktadır.

Liman (Küçük Liman / Sülüklü Göl) ve Gümrük: Bugün Sülüklü Göl adıyla bilinen liman, Kaunos'un bir ticaret şehri olmasında son derece önemli rol oynamıştır. Zamanında ticaret gemilerinin rahatlıkla girebildiği liman, korunaklı olup kapalı tipte limanlar grubuna giriyordu. Günümüzde dolarak bataklığa dönüşmüştür. Zamanında limanın ağzının zincirlerle kapatıldığı tahmin ediliyor. Limanda bir de gümrüğün olduğu, anıtsal çeşme üzerindeki gümrükle ilgili bazı kural ve bilgileri içeren yazıttan anlaşılmaktadır. Limanda aynı zamanda dalga kıran izlerine de rastlanmıştır.

Tholos (Yuvarlak yapı): Tholos adıyla tanımlanan yapının bir kahraman için inşaa edildiği ileri sürülür. Limanın güneyinde şehir surlarına yakındır. İçi suyla dolu olduğu için burada araştırma yapmak güçleşmektedir.

Şehir Surları ve Kapılar: Akropolü çevreleyen surlar dışında kent de ayrıca surlarla çevrelenmistir. Surlar Kuzey ve Kuzeydoğu'da Balıklar Dağı'na, Güney ve Güneybatı'da Küçük Kale'ye, Batıda Çömlekçi Tepesi'ne, Kuzey'de ise bugünkü Dalyan Beldesi'ne bakan cephede devam etmektedir. Surların yapımı antik döneme dayanmakla birlikte, sonradan çeşitli onarımlar görmüştür. Yükseklik bazı yerlerde birkaç metreyi bulur. Sur içine açılan kapıların izleri de yer yer belli olmaktadır.

Çömlekçi Tepesi: Küçük Kale'nin karşısında kentin Batısı'ndadır. Ticaret limanının Küçük Kale ile Çömlekçi Tepesi arasındaki kısmının zincirle kapatıldığı sanılmaktadır. Çevrede mezarlar, surlar, Batı Kale ve Batı Kapısı yer alır. Buradaki kale ve surların 3. Yüzyıla ait olduğu sanılmaktadır.

Küçük Kale: Limanın Güneybatısı'ndadır. Akropol ile arasında sur bağlantısı vardır. Güney'ini çeviren kent surundaki kapı göze çarpar.

Nekropol (Mezarlık) ve Kaya Mezarları: Kaunos'un da diğer antik kentlerde oluğu gibi, yerleşim alanının dışında büyük bir mezarlığı vardır. Manzarası güzel mezarlık alanı içinde farklı tipte mezarlar göze çarpar. Bunlardan en dikkat çekici olanlar krallara ait anıtsal kaya mezarlarıdır. Yüksek kayalara oyulan kaya mezarları bugün Dalyan'ın simgesi gibidir. Kaya mezarlarının içinde bulunan bazı seramik, çanak çömlek ve diğer buluntular, mezarların M. Ö. 4. Yüzyıl'a ait olduğunu düşündürmektedir. Mezarlar, Likya tipi kaya mezarları görünümündedir. Bunun da nedeni bölgenin Karya-Likya sınırına yakın olmasıdır. Anadolu dışında bu tipte kaya mezarlarına rastlanmamıştır. Özellikle, Likya Bölgesi içindeki antik kentlerde kaya mezarlarının en seçkin örnekleri ile karşılaşılır. Karya-Likya arasında kalan Kaunos'ta da Likya tipli kaya mezarlarına rastlanır. Bu mezar örneklerinin en yakın benzerlerini Telmessos'da (Fethiye) görmek mümkündür. Örneğin, Telmessos'da bir yamaçta yer alan ve IV. yüzyıla, Kral Amnythas'a ait olduğu sanılan kaya mezarı ve onun civarındaki diğer mezarlar Kaunos'daki örneklerle büyük benzerlik gösterir. Küçük bir tapınak cephesi görünümünde oyulan mezarların yer seçiminde, manzara ve zor ulaşılmasına dikkat edilmiştir.

Savaş Limanı ve Tersaneler: Antik kentin Dalyan Kanalı kenarında, savaş limanı ile tersanelere sahip olduğu tarihi kaynaklarca ifade edilmektedir. Akropolisin Kuzey tarafına rastlayan liman, bugün tamamen dolmuş durumdadır.

Konutlar: Kazılar sırasında, stoanın arkasındaki terasta, Erken Bizans dönemine ait bazı ev temellerine rastlanmıştır. Antik kentin asıl konut alanının kutsal tapınak alanından Kuzey'e ve Batı'ya uzanan bölge olduğu tahmin edilmektedir.

Byblis'in Gözyaşları
Efsane sever misiniz bilmiyoruz? Eğer severseniz, anlatacağımızdan hüzünleneceksiniz. Heredot'tan günümüze ulaşan efsane şöyle: Apollo'nun oğlu olan Karya Kralı Miletos'un ikizleri olur. Erkeğe Kaunos, kıza ise Byblis adı verilir. ikizler, birlikte büyür ve birbirlerine aşık olurlar. Bu gizli aşk, bebekleri doğunca ortaya çıkar. Çok öfkelenen kral, oğlunu ülkesinden kovar. O da kendisini sevenlerle birlikte gider ve Lidya sınırındaki, şimdiki Dalyan'ın karşısında kendi adını taşıyan kenti kurar. Byblis'e ne olmuş? İşte orası hüzünlü. Gördüğü hakaretlere ve sevdiği kardeşinden ayrı kalmaya çok üzülen Byblis, pınarları kuruyuncaya kadar gözyaşı döker ve sonunda bir kayadan atlayarak canına kıyar. Efsaneye göre, Dalyan'da bir labirenti andıran kanallar, Byblis'in gözyaşlarından oluşmuştur. Romalı Tarihçi ve Şair Ovidius ise bu olayı, farklı aktarır. Ovidus'dan bize nakleden Azra Erhat'a göre, Kaunos'un kuruluşuyla ilgili efsane şöyledir: Byblis Kaunos'a aşık olur. Byblis, Kaunos'a bir mektup yazarak duygularını dile getirir. Kaunos ise Byblis'in duygularını öfke ve tiksinti ile karşılar. İkizini bir daha görmek istemeyen Kaunos, kendisini sevenlerle birlikte babasının ülkesini terk eder. Kaunos'a gelerek, kendi adıyla anılan kenti kurar. Byblis ise karşılıksız kalan sevgisi yüzünden hayatına son vermek isteyerek, yüksek bir kayanın üzerinden dendisini atar. Ama Nympheler (su perileri) Byblis'e acır ve onu bir pınara dönüştürür. Byblis'in gözyaşları nehir olur çağlar durur. İşte böyle hüzünlüdür Kaunos'un kuruluş öyküsü.

Hem Eğlence, Hem Sağlık
Dalyan'ın pek çok yerinden kayaların arasından kaplıca suyu çıkmaktadır. 39 derece sıcaklıktaki bu kükürtlü sular, klörür, sodyum, hidrojensülfür, florür ve radyoaktif radon gazı içermektedir. Dalyan'ın kaplıcaları, geçmişte sadece yöre halkına şifa dağıtıyordu. İnsanlar çadır kurup, günlerce kür alıyordu. Bu suların, başta metabolizma, sinir, romatizma, siyatik, kadın ve cilt hastalıkları olmak üzere pek çok derde deva olduğuna inanılıyordu. Ameliyat olanlar da nekahat döneminde bu sulardan yararlanıyordu. Bu sulardan Orta (Gelgirme) Kaplıca, 1990'lı yıllarda yeniden düzenlendi ve "Güzellik Çamuru" olarak ünlendi. Çamur banyosu, günümüzde eğlence kaynağı haline geldi. Burada 2 noktadan sıcak su çıkmaktadır. Bunlardan biri çamur banyosu halindedir. Saniyede 20 litre debisi olan diğer su küçük bir havuz halindedir. Çamura bulanan insanlar, canlı birer heykel haline geliyorlar ve birbirlerinin fotoğraflarını çekerek eğleniyorlar. Sürülen çamur, yaklaşık 45 dakika bekletiliyor. Kuruyan çamur, deriyi geriyor ve gözenekleri temizliyor. Duşlarda çamur temizlendikten sonra diğer kaplıca kavuzuna giriliyor. Burada 30 dakika kalmanın yararlı olduğu söyleniyor.

Çamur Banyosu Yapan Ünlüler
Dalyan'a her gelenin uğrak yeri haline gelen çamur banyosunda siz de neşeli saatler geçirebilirsiniz. Burayı pek çok ünlü ziyaret etti. Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın bile güzelliğini bu çamur banyosuna borçlu olduğu söylenir. Analu'nun tüm Akdeniz sahillerini gezdiği söylenen Kleopatra, Dalyan'a gelip çamur banyosuna girmiş midir bilemeyiz ama son yıllarda burayı pek çok ünlü ziyaret etmiştir. Bunlardan hatırlanabilenler şunladır: İngiltere Kraliçesi'nin kız kardeşi Prenses Margreth, Prenses Ann, Basın İmparatoru olarak bilinen Robert Maxwell, Suudi Arabistan Kralı Faht'ın yeğeni ve damadı olan Genelkurmay başkanı Prens Halit Bin Abdullah, İspanya Prensi Felipe De Carlos ile eşi Prenses Alexia, sinema oyuncuları Dustin Hoffman ve Jack Nicholson, şarkıcılar Sting ve David Bowie, Fransa eski cumhurbaşkanı Truoudu, İsmailiye mezhebi lideri Kerim Ağa Han, UEFA Başkanı Johansen, Ürdün Prensi Hasan'ın eşi Sarvath ile kızları ve damadı, Meksikalı tekila kralı Antonio Simon Perez. Dalyan'da diğer sıcak su çıkan yerler ise bakir olarak tarlaların arasında yer alıyor. Buralarda da kayaların arasından çamur çıkartarak sürünebilirsiz. Kalabalıktan hoşlanmazsanız, tekneciler sizi buralara da götürür.

Doğanın Koynunda
Su ile yaşamın kaynaştığı Dalyan göl zenginidir. Kuzeyinde Köyceğiz, Güneyinde Sulungur, Alagöl, Sülüklü ve İztuzu gölleri bulunur. İztuzu dışındaki Güneydeki göller, Dalyan Deltası ile bağlantılıdır. Bunlardan Sulungur Gölü, doğal bir balık üreme merkezidir. Bu gölün deltaya bağlandığı bölgeye Küçük Dalyan adı verilir. Köyceğiz Gölü de Dalyan'ın güzelliklerine güzellik katar. Dalyan'dan göl tarafına hareket ettiğinizde daha bir-iki dakika içinde kendinizi Amazon'daymış gibi hissedersiniz. Sazlar arasından göle ulaştığınızda doyumsuz bir güzellik sizi karşılar. Soldaki Ölemez Dağı'nın gölgesi suda kıpırdayarak renk cümbüşü yaratır. Kış ayları boyunca çeşit çeşit kuşlara barınma alanı olan Köyceğiz Gölü'nün, aslında yüzyıllar önce meydana gelen bir çökme sonucu oluştuğu sanılmaktadır. Halen gölün altında bazı yapılar görülebilmektedir. Sultaniye Kaplıcaları da gölün kenarında, Ölemez Dağı'nın dibindedir. Türkiye'de önemli ve öncelikli ilk on kaplıca ve içme suyu arasındadır. Helenistik çağdan bu yana kullanıldığı tahmin edilen Sultaniye, Köyceğiz Gölü'nün güneybatı sahilinden karayolu ile Köyceğiz ilçe merkezine 20 kilometre, Dalyan'dan ise 4 kilometre uzaklıktadır. Ilıcada ve yamacında antik kalıntılar vardır. Çam ormanlarıyla kaplı alanda kayaların arasından çıkan suyun debisi 42 litre/saniyedir. Yakın zamana kadar 2 kapalı havuzu, bir açık havuzu ve soğuk suyun çıktığı içme bölümü vardı. Son yıllarda Köyceğiz Belediyesi tarafından kiralanan kaplıcada, çeşitli değişiklikler yapılmaktadır. Köyceğiz Gölü çevresi piknik yapmaya ve yüzmeye de elverişlidir.

Gezilecek Çok Yer Var
Dalyan'da hayat su ile özdeşleşmiştir. Yakın zamana kadar, yaşam tamamen tekne üzerinde idi. Düğünler, konvoy halinde giden tekneler üzerinde yapılırdı. Satılacak mallar, pazarlara tekne ile götürülür, ihtiyaçlar alınıp getirilirdi. "İmamın kayığı" deyimini duymuşsunuzdur. Dalyan'da gerçekten imamın kayığı var. Çünkü mezarlık karşı kıyıda. Dalyan'da çoğunluğu tekneyle görülecek o kadar çok yer var ki, seçmekte güçlük çekebilirsiniz. Dalyan, 1990'lı yıllara kadar sadece tiryakisi olan az sayıda yabancı tarafından biliniyordu. Gizli kalabilmesinin bir nedeni de Marmaris ile Fethiye arasındaki yoldan 12 kilometre içerde olmasıydı. Çevredeki turistik yörelerden Dalyan'a düzenlenen günlük turlar ve Caretta-Caretta deniz kaplumbağaları ile tanındı. Şimdi ise günlük turlar tersine döndü. Tatile çıkanlar, beton yığını haline gelmiş, geceleri gürültüden uyunamayan ünlü turizm merkezleri yerine Dalyan'da huzur içinde uyuyor, isterlerse oralara gezmeye gidiyor. Çünkü Dalyan, pek çok turizm merkezinin yakınında bulunuyor.



Anasayfa| Apart Otelimiz| Villalarımız| Tekne Turu| Dalyan| Yakın Yerler| İletişim Bilgilerimiz| E-Posta

© DECOM Tasarım,2011